Dağcılık ve Tırmanış Sporuna Adanmış bir Hayat: Tunç Fındık

Doğa sporları içerisinde en önemli yere sahip branşlardan biri dağcılık ve tırmanış sporudur. Dünya coğrafyasının birbirinden görkemli dağları her zaman insanları kendine hayran bırakmıştır. İnsanoğlunun doğa ile mücadelesinde hep aşmaya çalıştığı ve yenmek için uğraştığı doğa oluşumlarından biri olmuştur dağlar. Belki bu büyük tutku ve doğayı anlama çabasıyla doğdu dağcılık sporu. Dağcılıkla birlikte gelişen tırmanış sporu da ekstrem sporlar içerisinde çok özel bir yere aittir. Güç, çeviklik, problem çözme ve yüksek motivasyonun birleşimi olan tırmanış sporunun, en özel türlerinden biri de buz tırmanışıdır. Özellikle son yıllarda ülkemizde de adını çok duymaya başladığımız sporlardan biri olan buz tırmanışını ülkemizin ve dünyanın en önemli profesyonel dağcılarından biri olan Tunç Fındık ile tanımaya çalışacağız. 

1972 Ankara doğumlu olan Tunç Fındık, Türkiye Dağcılık Federasyonunda da görevli olan profesyonel bir dağcı. Ülkemizde ve dünyada birçok tırmanış rotasını tamamlamış olan Tunç Fındık, 2017 sonu itibari ile 12 adet 8000 metrelik zirveye tırmanmış ve Everest’e iki farklı rotadan çıkan ilk Türk olmuştur. Dağcılık başarıları ve tecrübeleri saymakla bitmeyecek Tunç Fındık aynı zamanda dağcılıkla ilgili 5 adet kitabın İngilizceden çevirisini yapmış ve kendisine ait 10 kitap yazmış. 

İşte Tunç Fındık ile dağcılık ve buz tırmanışı üzerine yaptığımız röportajın detayları. Keyifli okumalar.




Tunç bey dağcılıkla ilgilenen birçok kişi sizi zaten tanıyor. Bize bu sporla nasıl tanıştığınızı ve bu spora nasıl gönül verdiğinizi anlatabilir misiniz?

Üniversiteden önce, ortaokul ve lise yıllarında, yaz olsun kış olsun  doğada olmayı, kamp ve trek yapmayı zaten seviyordum. Bilkent Üniversitesine girdiğim 1989 yılından sonra, oradaki aynı kafadaki arkadaşlarla bir doğa sporları kulübü kurduk. Böylece, bünyesinde dağcılık, mağaracılık, kamp ve yürüyüş yapıp tüm ekip olarak doğa sporları eğitimlerine katıldığımız bu kulüp ile ait olduğum yeri bulmuştum.  1993 yılı gibi HÜDDOSK Hacettepe Dağcılık kulübüne geçtim, burada uzun yıllar dağlara beraber gittiğim çok yakın tırmanış arkadaşlarım oldu ve Türkiye dağlarında birçok tırmanış yaptık.  Bu uzun yıllar  boyunca Türkiye ve yakın komşu ülkelerin  dağlarında tırmanışlarla kendimi geliştirmeye, deneyim kazanmaya gayret ettim.  Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun o zamanki  (1990’ların ilk yarısı) ‘Yüksek İrtifa Takımı’ bünyesinde ülkemizi 7000 metrelik dağlarda temsil etme fırsatı buldum, ilk kez 7000 metrelik bir dağa  böylece tırmanmak fırsatı yakaladım.. O zaman böyle bir şansım olacağını hiç düşünemesem de ‘tüm hayatımca bunu yapayım, dağ ve tırmanışla yaşayayım’ istemiştim hep. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre üniversitede turizm uzmanı olarak çalıştım, ancak 2001 yılında dünyanın en yüksek doruğu olan Everest dağına ilk sefer çıkışımla, işte o yol ayrımına gelme fırsatım doğdu. Devamında sadece istediğim şeyi, yani tam zamanlı olarak dağcılıkla uğraşmayı yapabildim. Ülkemiz şartlarında profesyonel bir dağcı olmak diye bir seçenek yoktu o zaman, hala da yok, onu kendim için yarattım bu yolda. Bugün itibariyle profesyonel dağ sporcusu ve motivasyon konuşmacısı olarak yola devam ediyorum, aralıklı olarak yazarlık ve dağ rehberliği gibi görevlerim de oluyor. En önemlisi, gönül verdiğim dağ ve tırmanışla iç içe yaşıyorum.

Dünyanın birçok yerinde tırmanışlar gerçekleştirdiniz. Sizin için en özel tırmanış hangisiydi?

Dağlarda, kaya veya buzda olsun, her tırmanış rotası  ve çıktığım her dağ benim için önemli ve güzeldir, belki inanmayacaksınız ama her tırmanışım bence eşit değerdedir ve her seferinde kendimi tam olarak verdiğim bir uğraştır bu.  Yine de sanırım en çok coşku verenler en yüksek olanlardır!  En zor ve tehlikeli olanlar da en yüksek dağlar, yani 7000 ve 8000 metreliklerdir yine. 8000’liklerden, başta dünyadaki en yüksek ikinci dağ olan K2 olmak üzere, Dhaulagiri, Makalu, Kanchenjunga dağları en etkileyici ve tırmanışı zor, zahmetli  olanlardı. Amadablam, Nepal Himalaya’daki 7000 metreye yakın bir kaya ve buz piramidi, en sevdiğim, hoşuma giden ve tırmandığıma sevindiğim  dağlardandır, zevkli tırmanış sunmuştur. Everest çok güzel bir dağdır, gerçek bir ‘ana tanrıça’dır, beni kendine hayran bırakan dağlardandır. Sadece yüksek dağlar değil, donmuş şelale  veya uzun bir kaya duvarı tırmanmak da muhteşem ve çok etkileyicidir benim açımdan. Kısaca, zaten dağcılık ve tırmanışın her şeyi özel. Bu yolda edinilen arkadaşlıklar ve onlarla beraber yaşanan tecrübeler da çok özeldir; acısı ve tatlısı ile.

Buz Tırmanışı ile tanışmanız nasıl oldu? Buz tırmanışı sizin için ne ifade ediyor?

Buz tırmanışı sıra dışı muazzamlıkta bir doğal yapının üzerinde yapıldığı için  son derece inanılmaz bir  tırmanış stilidir, bence çok etkileyici ve bazen de oldukça korkutucudur. Buz çok değişken bir ortamdır, tırmanıcının daimi olarak çok dikkatli davranması ve ortamı değerlendirerek doğru karar vermesi  gereklidir. İster 500 metrelik bir dağ buz kulvarı, ister tek ip boyu bir donmuş şelale olsun, buz dünyası olabilecek her şeyden farklıdır. Kış dağcılığını zaten severdim, soğuk ve yalnız bir dünyadır, buz tırmanışı ise bunun  üzerine adrenalin ve heyecan dolu  bir kat çıktığı için seviyorum. Buzun dokusu, renkleri, muhteşem şekilleri, dikeyliği ve bu ortamda  tırmanış! Zaten kaya tırmanıyor, uzun rotalar çıkıyorduk dağlarda,  ancak buz tırmanışı ile alpin dağların duvarlarında tanıştım,  kulvar buzu ve miks tırmanış şeklinde. Dağlara geçiş mevsiminde  (sonbahar, ilkbahar)  gittiğinizde  çok zaman   kayalar arasında donup kalmış şelaleler olur, veya buzlu uzun ‘kulvar’ dediğimiz dik etaplar.. Ülkemiz dağlarında buzla buralarda tanıştım. Donmuş şelale işini ise ilk olarak 2000 yılında Muradiye’nin Yezidi donmuş şelalesinde gerçekten yapabildik. Zira Türkiye’de öyle bilinen, ciddi bir donmuş şelale yoktu ve böylesi bir 50 metrelik yapıyı bulup, ilk çıkışını ‘lider tarzda’ yani aşağıdan yukarı yapmak, ben ve partnerlerim Efecan Aytemiz ile Kürsat Avcı için göz açıcı bir köşe taşı olmuştu. Sonraki yıllarda İran ve Avrupa Alplerinde  farklı mekanlarda  donmuş şelale çıkmak fırsatım oldu, bu şekilde bu sporda tecrübe kazandım. Bu esnada zaten yurt dışında 5000 ila 7000 metrelik dağlara da gidiyordum ve buralarda da zaten ciddi buz şartları hakimdir, dolayısı ile dağcılıkta buz tırmanışı ve donmuş şelale tırmanışı benim açımdan eşdeğer gelişti.




İyi bir buz tırmanış sporcusu olmak için hangi eğitimlerden geçmek gerekir, ne kadar zaman olan bir yolculuk bu?

Buz tırmanıcısı olmak için iyi bir tırmanıcı olmak  kesinlikle ön şart. Dikey zeminde  tırmanışın temellerine (mesela kaya tırmanışında hamleler ve ilerleme, antrenman teknikleri, emniyet sistemleri) hakim olmak gerekiyor, ancak bunun üzerine buzda tırmanış öğrenmek mümkün olur. Buz tırmanışı genelde dağlarda, bazen de dağcılık teknikleri ile ulaşmak mümkün olan  yerlerde yapılır, dolayısı ile dağcılık bilgi ve tecrübesi  önem taşır (doğada ilk yardım, navigasyon, çığ, hava durumu ve arazi bilgisi, barınma, kış kampçılığı vb). Bu da tabii ki zaman alacak bir süreçtir, çünkü esas olan sadece eğitimi almak değil, onu  usta tırmanıcılar eşliğinde gerçek ortamda çok sefer uygulayıp tecrübe kazanmaktır. Donmuş şelaleye tırmanmak,  atletik ve özel antrenman gerektiren bir tırmanış tarzıdır, vücut olarak antrene  ve hazır olmak çok önemlidir. Son olarak donmuş şelale tırmanışı oldukça  tehlikeli  bir uğraştır. Çığ riski, tırmanış ortamının kendi riskleri, soğuk vb derken  donmuş şelalede tırmanış ciddi objektif tehlikeler  içerir.

Ülkemiz buz tırmanışı için uygun bölgelere sahip mi? Bu sporun ülkemizdeki geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Doğu, kuzeydoğu ve güneydoğu Türkiye’nin dağlık arazisi, buz tırmanışı için ideal kış koşulları, sulak zemin ve dikeyliğe sahip. Bu yüzden potansiyel var ve her yıl farklı bir yer keşfedip buz tırmanmak mümkün (kış durumu uygunsa elbette).  Van, Erzurum, Kaçkar, Malatya ve Hakkari taraflarında bence keşfedilebilecek  buz olasılığı var. Ancak elbette bu potansiyel Avrupa Alpleri vs gibi değil. Çünkü orada dağlar medeniyetin içindedir ve tırmanışa ulaşım genelde kolaydır, binlerce rota dökümante edilmiş ve yıllardır tırmanılmıştır. Bizde ise dağlar ve rotalar henüz yeni yeni biliniyor, tırmanışa ulaşım çok zor, rotalar çok uzakta ve iş zahmetli.. Gelecekte daha çok insan bu işle uğraştıkça bizde de gelişebilir, ancak şu an için buz tırmanışında ülkemizin karnesi zayıf gözüküyor. Zira gerçekten bu tarz tırmanışı yapan kişi sayısı son derece kısıtlı. 

14×800 Projesinden kısaca bahseder misiniz?

Dünyada 8000 metre irtifayı aşan 14 farklı zirve vardır, hepsi Asya’nın Himalaya ve Karakurum dağlarındadır. Bu dağların hepsinin zirvesine  tırmanan ilk Türk olmak için yola devam ediyorum. Dünyada günümüze kadar bu projeyi bitiren 15 milletten 43 kişi vardır ve bizim ülkede en yakın olan benim.. Her çıkılan 8000’lik zirve, olimpiyatta 10 altın madalya kazanmakla eşdeğerdir ve hatta daha fazlasıdır; büyük zorlukları, sınırsız tehlikeleri, harcanan çabaları ve edinilen deneyimleri düşünürseniz eğer. Güncel olarak  toplamda 12  adet (2 sefer  farklı rotadan Everest Dağı ile beraber, K2 8611m, Kanchenjunga 8586m, Lhotse 8516m, Makalu 8463m, Cho Oyu 8205m, Dhaulagiri 8167m, Manaslu 8163m, Gasherbrum II 8035m, Shishapangma 8013m ve Broad Peak 8047m) 8000 metrelik dağa çıktım. Bu durumda toplam 14 adet 8000lik dağın 11 tanesine çıkmış haldeyim. Kalan 3 adet 8000lik dağın zirvesine gelecek  birkaç yıl içinde çıkıp projeyi sonuçlandırmak için çalışıyorum. 

Son olarak dağcılık ve tırmanış sporuna başlamak isteyenlere ne söylemek istersiniz?

Bir hayaliniz varsa, peşinden hiç durmadan koşun derim! Dağcılık her yaştan insan için uygundur, her seviyede dağcılık yapmak mümkündür. Dağ yürüyüşünden tutun da ekstrem tırmanışlara dek, her fiziki  seviyeye hitap edecek dağ aktiviteleri türleri vardır.  İdeal dağcılık yaşı diye bir şey olmamakla beraber,  tırmanış sporları  için ideal yaşlar ortanın altı ve orta yaşlardır. Üst yaş sınırına gelirsek, kendinize iyi  baktığınız ve zinde, sağlıklı  kaldığınız sürece kesinlikle  sınır yoktur. Dağcılık sporuna başlamak isteyenlere, kendi illerinde faaliyet gösteren  bir dağcılık  kulübüne (mesela Zirve Dağcılık, Anadolu Dağcılık vb) katılıp dağ ortamını ve insanları tanımalarını, bu işi uygun eğitimle ve bilinçle devam ettirmelerini  öneririm. Ayrıca bu, dağ partneri edinmek ve malzeme paylaşımı açılarından da faydalı olacaktır. Gençler için üniversite kulüpleri en uygun dağcılığa başlama yerleridir. Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun eğitim faaliyetlerine katılmak  şeklinde  dağcılığa başlamak da mümkündür.

Çok teşekkürler.

Dağcılık ve Tırmanış Sporuna Adanmış bir Hayat: Tunç Fındık” için bir yorum

  • Aralık 30, 2018 tarihinde, saat 10:21 am
    Permalink

    Dağcılık başlı başına sınırların zorlandığı bir spor, buz tırmanışının profesyonel bir sporcu tarafından mükemmel anlatıldığı bir yazı olmuş. Teşekkür ederiz

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir