DangerHardrock; Doğa – Spor – Hayat

Günümüz küresel yaşamında, iş hayatının günlük yaşam dilimimizin yarısından fazlasını kaplaması birçok kişi için stres kaynağı. Peki iş hayatı, günlük koşturmacalar ve mesafeler birçok etkinliği ve sporu yapmak için engel mi?

Bunun aslında sadece bir bahane olduğunu, aslında sporla ve etkinliklerle dolu bir yaşam sürebileceğimizin en iyi kanıtlarından biri Dinçer Sertkaya.

Sosyal medyada Danger Hardrock olarak tanıdığımız Dinçer Sertkaya 47 yaşında medikal sektörde çalışan bir doktor. Doğaya ve outdoor sporlara olan tutkusu ile dikkat çeken Sertkaya yüzme, bisiklet, koşu, trekking, dağcılık, seakayak, kitesurf, snowboard, snowkite, orienteering, longboard gibi birçok spor dalına gönül vermiş ve bu sporlarla bütünleşmiş tam bir etkinlik insanı.
Uzun yıllar İstanbul’da üst düzey yöneticilik yapan Sertkaya 1buçuk yıldır İzmir’de yaşıyor. Ege Bölgesi’nin coğrafi yapısının avantajlarını da kullanan Dinçer Sertkaya yoğun iş temposunu bahane etmeyip aklındakileri yapmak için sürekli yollarda. Hatta bir yıl içinde sadece etkinliklerin peşinde 120.000 km yol yapmış.
Dinçer Sertkaya’ya evli, çocuk sahibi ve özel sektörde çalışıp bu kadar çok yönlü olmanın inceliklerini sorduk. Bu keyifli ve bilgilendirici röportajı sizin için derledik.

Dinçer Bey sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Kendimi bildim bileli doğaya hayran, meraklı, boş durmayı hiç sevmeyen, araştırmacı, az uyuyan, çok gezen biriyim.
Böyle olunca doğada aktivite ve spor hayatımın parçası oldu
Çocukluğumda televizyonda vahşi doğa temalı belgesellerden, filmlerden, bilimkurgu dizi ve filmlerinden başka bir şey kolay kolay izlemezdim.
Okumayı öğrendikten sonra Hayat Ansiklopedisi, Bilim ve Teknik Ansiklopedisi, Dünyamız ve Çocuk Ansiklopedisi, Doğan Kardeş Dergisi, Gelişim Hachette gibi zamanın temel bilgi kaynakları olan kitapları okumaya başladım. Bunlar çok güzel bilgiler içeren 5 ila 20 ciltlik kaynaklardı. Maalesef o zamanlar internet yoktu. İnternet olsaydı belki daha hızlı öğrenirdim ve ufkumun genişlemesi daha erken olurdu. Yeni şeyler öğrendikçe merakım ve doğaya hayranlığım arttı.
Çocukluğum Karabük’ün yemyeşil coğrafyasında ve Yalova’nın en güzel zamanlarında geçti. O zamanlar arkadaşlarımla dereler boyu yürümek, tepelerin üzerine çıkıp etrafa bakmak, bisikletle yakın köylere gidip oraları keşfetmek en büyük zevkimdi. Bilmeden pekçok kanyonun içine girip çıkarmışız meğer.

Tıp fakültesini bitirdikten sonra birbuçuk yıl kadar özel hastanede doktorluk deneyimim oldu. Ardından medikal bir firmadan gelen teklifi geri çevirmeyerek kurumsal hayata adım attım.

İşimle sporu nasıl bir arada yürüttüğüm konusuna gelince;
Mesai saatlerine bağlı çalışırken spor ve aktiviteler için zaman bulmakta zorluk çekmedim. Evimi iş yerime 750m mesafede bir yerde seçtim. Evim İstanbul’da Validebağ Korusu’na komşu bir yerdeydi.
Gece yatmadan önce sabahki antrenmanın kıyafetlerini ve bazen bisikletimi hazır ederdim. Yapacağım antrenmanın tipine ve süresine göre erken uyanırdım. Uzun antrenmanlar için sabah 4, orta ise 5, kısa ise 6 uyanış saatim olurdu.
Genelde kendim yaptığım çavdar ekmeğinin 1 dilimi üzerine fıstık ezmesi ve bal, yarım muz, bir hurma ile kahvaltımı yapardım. Hızlıca çıkıp antrenmanımı tamamlar saat 8’e çeyrek kala eve dönüp 8 buçukta işimde olurdum.



Bazen akşamları iş çıkışında 2. antrenmanı yaptığım olurdu. Kimi zaman da sabah yerine akşam antrenmanı.

Bunları yaparken mevsimlerden, sıcaktan soğuktan, yağmurdan, kardan hiç etkilenmedim. Doğru kıyafet ve ekipman seçimi ile her zaman spor yapmak mümkün. Sezon kavramı bende pek yoktur. Sadece karda yapılacak sporlar için kış sezonunu beklemek gerekiyor.

İş seyahatlerim de çok olurdu. Gideceğim yerde olacak boş vaktim ve bölgede yapılabilecek aktivitelere göre yanımda malzeme götürürdüm.
Bisiklet, Paddleboard, Snowboard, KiteSurf ekipmanlarını uçaklarda arabada az taşımadım. Hiç bir şey yapamasam, en azından koşu veya yüzme yaparım diye çantamda kesinlikle malzeme bulundururdum.

Geç biten iş yemekleri, uzun süren toplantılar neredeyse hiç engel olamadı bana. Az uyumayı göze alarak, çoğu zaman özverili davranarak sporuma, aktivitelerime devam edebildim.

İstanbul’daki kurumsal hayattan ayrılıp İzmir’e yerleşme kararım, hayatımda doğa ve spor yönünde çok büyük fark yarattı. Şu an evim İzmir’de. İzmir dışında iş yaptığım iller çoğunlukla Aydın, Muğla, Denizli ve Manisa.
Günübirlik seyahatlerimin yansıra bazen birbirine yakın şehirlerde ardışık günlerde işim oluyor. Böyle günlerde İzmir’e eve geri dönmektense doğada, yeni keşfettiğim bir bölgede çadırlı kamp yapmak bana çok çok iyi geliyor.
Ege Bölgesi doğa güzellikleri ve tarihi dokusu açısından tam bir cennet.
Doğa sporları için sınırsız imkan var. Ulaşım konusunda da varış saatinizi sadece mesafeler belirliyor. Şehirler arası yollar ve kullandığım ara yollarda trafik sorunu yok

Neden Danger Hardrock ?

Sosyal medyada yaptığım paylaşımlara bakıldığı zaman, haftada en az 5 defa doğada biryerlerde, spor veya kamp yaptığım görülüyor. Bu yerler de öyle çok kolay ulaşılabilen, alışılagelmiş yerler olmuyor. Bu paylaşımları gören kişilerin çoğu, benim bir işte çalışmadığımı, çadırda yaşadığımı ve bekar olduğumu düşünüyor.
Durum böyle olunca, çalışma arkadaşlarım, iş yaptığım insanlar benim hep gezdiğimi düşünüyor ve işimi aksatabileceğim endişesini yaşıyorlar.
İşim gereği gün içerisinde, mesai saatlerinde hastanelerin cep telefonu çekmeyen yerlerinde olabiliyorum. Arayıp ulaşamayanların gözünün önüne benim paylaşımlarım geliyor, acaba hangi dağda, hangi mağarada, hangi denizde diye söylenmeye başlıyorlar.

Bu konuda kulağıma gelen pek çok söylenti sebebiyle, yaklaşık 1 yıl kadar önce radikal bir karar almam gerektiğini düşündüm.
Aklıma gelen en kestirme çözüm paylaşımlara süresiz ara vermek oldu. Bunu da yine profil sayfamda duyurmuştum.
Bu kararıma arkadaş çevremden ve takipçilerimden çok fazla geri bildirim aldım. Benim paylaşımlarımdan aldıkları enerji ve motivasyonla spora başlayan, bedensel aktif hayatı seçen ve doğaya yönelen kişiler vardı. Sanırım bu kişilerin paylaşımlarımdan aldığı enerjiyi de istemeden kesmiş oldum.
Uzun süre hiç paylaşım yapmadım. O sessiz dönemde 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 10 Kasım gibi anlamlı günlerde, doğa temalı fotoğraflarla günün anlamını içeren birkaç paylaşım bile ‘Dinçer yine gezmeye başlamış’ şeklinde konuşulmuş ve kulağıma gelmişti.


Artık her iki bakış açısını da dengede tutacak bir çözüm bulmalıydım.
Bu sebeple iş çevremle ilişkilerimi olumsuz etkileyeceği düşüncesi ile ikinci bir profil oluşturma ihtiyacı duydum.
Bulduğum profil ismi Danger Hardrock oldu. Soy isim olarak Sertkaya’nın İngilizcesi, müzik olarak da sevdiğim Hardrock uygun geldi. İsim olarak da yabancı arkadaşlarımın bana taktıkları nickname’i seçtim. Dinçer’i kolay telaffuz edememelerinden ve extrem sporlara olan merakım sebebiyle bana Danger diye seslenirlerdi.

Hangi sporları yapıyorsunuz, hobileriniz neler?

Koşu, yüzme, bisiklet gibi temel pek çok spor branşına lise öncesi dönemde başladım. Hentbol, voleybol, yüzme gibi sporlarda lise ve üniversite yıllarında okul takımlarında yer aldım
Extreme sporlar gibi teknik donanım maliyeti olan bazı sporlar ile tanışmam iş hayatına girdikten sonra oldu
Yapabildiğim sporlar ile ilgili yurtiçi ve yurtdışında pekçok yarışmaya yıllardır katılıyorum



En çok Kiteboard’u seviyorum. Verdiği özgürlük hissi ve freestyle hareketlerdeki adrenalin seviyesi yaptığım diğer branşlara göre çok yüksek. Kiteboard’u karda snowboard veya kayak ile yaptığmızda adı snowkite oluyor. Özellikle karlı dağlarda rüzgarın uygun olduğu her yere gidiyor ve çoğu zaman zirve dahi yapabiliyorum. Bu konuda Türkiye’de en uygun dağ Erciyes.


Cablepark veya Motorboat arkasında wakeboard yapmayı çok seviyorum. Yılda bir iki defa fırsatım oluyor
Yaklaşık 5 yıldır aktif olarak SUP ( paddleboard ) yapıyorum. Şişme modeller çıktığından beri çok rahatım. Arabamda bulunduruyorum. Yeterli vakit ve göl-deniz-akarsu bulduğumda ilk tercihim SUP oluyor. Yoğun kardiyo egzersizi yaptığım günlerin ertesi, toparlanma günlerimde canım aktivite istediği zaman en ideal spor SUP. Gidilmemiş koylar, adalar hepsi SUP’la ulaşılabilir oluyor.

Yaptığımsporlar ile ilgili uzun bir listem var, Çoğunu yılda ancak 4-5 kez yapabiliyorum. Hepsine meraklıyım. Bu kadar çeşitli sporla tanışmış ve yapmış olmak çok iyi bir özgüven veriyor insana. Hepsinin kazandırdığı farklı refleksler, dengeler var. Tüm bunların sentezi sayesinde yeni sporlar öğrenmek ve zor şartlara adapte olmak konusunda kendimi hazır hissediyorum.
• Seakayak ( Deniz kanosu ),
• Akarsu Kanosu
• Rafting
• Kürek
• Yüzme
• Su Topu
• CliffDiving ( akrobatik hareketler hariç )
• Snorkeling ( Keşif veya midye çıkarmak için )
• Spearfishing ( Zıpkınla Balık Avlama )
• Olta Balıkçılığı ( Tekne ve kıyı balıkçılığı )
• Tüplü Dalış ( Brövem yok, Body olarak )
Kar ve Kış Sporları
• Snowboard
• Splitboard
• Snowkite
• Kış Dağcılığı
• Snowshoeing
• Tur Kayağı _ Arkadaşlarım yaparken ben hedik ve snowboard ile katılıyorum
• Buzul Tırmanışı _ Planlarım içerisinde

Karada yapılan diğer sporlar
• MTB ( Dağ Bisikleti )
• Road Bike ( Yol bisikleti )
• Longboard
• Waveboard
• Landboad
• Sandboard ( sadece Dubai’de çölde kum tepelerinde )
• Inline Skate
• MotoX ( eğitim aldım, henüz aktif yapmıyorum )
• Sportif kaya tırmanışı
• Kısa kaya tırmanışı ( Boulder )
• Geleneksel kaya tırmanışı
• Fitness
• Spinning
• Indoor Rowing

Top Oyunları
• Badminton
• Masa Tenisi
• Voleybol _ Spiker ve setter ( Beach ve Indoor )
• Basketbol _ Hücum
• Futbol _ Kaleci ve Defans
• Handball _ Kanat ve Pivot
• Badminton

Multidisipliner Sporlar
• Triatlon
Sprint
Orta Mesafe
Ironman
Extreme Triathlon
• SwimRun
• Advanture Race _ Macera Yarışları
*Orienteering ile doğada yapılan, pusula ve topografik harita kullanılarak, hedefleri en kısa sürede bulup finişe varmayı hedefleyen, koşu, yüzme, bisiklet, kano ve dağcılık gibi sporların kombinasyonundan oluşan yarışlar

Havacılık ile ilgili Sporlar

• Indoor Fly _ 3 defa yurt dışında hava tünelinde
• Yamaç Paraşütü _ Eğitim aşamasındayım
• Paramotor_ Planlarım dahilinde
• Base Jump _ Planlarım dahilinde
• Sky Diving _ Planlarım dahilinde

Bu kadar çok spora elbette aynı anda başlamadınız ama sizin sporla ve doğayla tanışma hikayeniz nedir?

En büyük ilham kaynağım babamdı. Çok iyi futbol oynar çok iyi yüzerdi. 1.lige kadar çıkmıştı ve açık deniz yüzme yarışlarında kürsü dereceleri vardı. Yüzmeyi ondan öğrendim. Üniversite yüzme takımında aktif olarak yüzerken bile benden hızlı yüzer, su altında daha uzun süre kalır ve hızlı ilerlerdi.
Mahallede tek deri futbol topu benimdi. Kramponlarım ve formam vardı.
7 yaşında ilk iki tekerlekli bisikletim alındığında sanırım spor hayatım resmen başlamış oldu.
Çocukluğumun geçtiği doğalar güzel yerlerdi. Karabük ve Yalova’daki ormanlar, akarsular, dağlar keşdetmek için beni daima çekti. Doğa ve spor da böylece hayatımda bir araya geliverdi.

Yaptığınız sporların birçoğu yüksek kondüsyon gerektiren sporlar, formunuzu ve kondisyonunuzu korumak için günlük hayatınızda neler yapıyorsunuz?

Sürekli aktif olup spor yapınca fiziki kondüsyonunuz da iyi oluyor.
Hiç bir şey yapmadım dediğim gün bile mutlaka bir yerlerde yürümüş, bir yerlere tırmanmış, belki kampım için yakacak toplamış, keşif turu yapmış oluyorum.
İzmire taşındığımdan beri sadece 2 yarışa katıldım. Daha önce yaptığım sporlarla ilgili ayda en az 2 yarışa katılırdım. Bu kadar yoğun yarış takvimi olunca hazırlıklar hiç bitmiyor. Dayanıklılık antrenmanları için en çok yaptıklarım patika koşuları ve dağ bisikleti.
Onun dışında evimde ergometre olarak kürek, eliptik bisiklet, spinning bisikleti var. Ayrıca geniş bir trambolin, barfiks çubukları, ağırlıklar ve yaylarım mevcut.
Asıl antrenman alanım doğa ama evde de yaptığım çalışmalar oluyor.

Ülkemizde son yıllarda bir seyahat tutkusu başladı ve bunun ateşleyici gücünün sosyal medya olduğunu düşünüyoruz, bizde sitemiz olarak yola çıkarken birçok sporun ve etkinliğin tanınmasını hedefledik. Sizin gibi spora gönül vermiş insanların sosyal medyada daha çok görülmesi bizce outdoor ve ekstrem sporların gelişmesine büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Sosyal medya gerçekten iyi ve uygun kullanılırsa, toplumu doğru yönlendirebiliyor
Ben işimle sporu, doğa aktivitelerini bir arada yürüterek bu konuda bir rol model olmaya çalışıyorum. Fikir almak için bana ulaşanların motivasyonlarını yüksek tutmalarına, doğru tercihler yapmalarına yardımcı oluyorum
İnternette çok fazla bilgi kirliliği var. Doğru bilinen yanlışlar var.
Bilinçsiz ve aniden spora adım atanların başına gelen sakatlıklar ve ciddi sağlık sorunları var. Hatta ölümler oluyor.
Ben doğru yönlendirmeler ile herkesin bir yerden spora ve aktif hayata başlayabileceğine inanıyorum.
Hep yorgun olmak, uyanamamak, çok sık hasta olmak, sinirli olmak gibi sorunların çoğunun altında pasif hayat tarzı var
Maalesef bu giderek derinleşen bir sorun. Gün geçtikçe kişiyi daha pasif ve isteksiz yapıyor. Bu kişi sosyal medyada sportif bir şey gördüğünde artık görmemezlikten gelip es geçiyor. İşte böyle durumlarda o kişiyi tekrar kazanabilmek için doğrudan koçluk gerekiyor
Kişinin günlük hayatı masaya yatırılıp hatalar, boş zamanlar, kişisel zevkler, aile hayatı, alışkanlıkları incelenip kişiye özel uzun vadeye yayılmış kademeli programlar yapmak lazım. Sürecin başından sonuna her aşamasında izlenmesi ve ölçülebilir değerlerle takip edilmesi lazım
Kişi ruhuyla, fiziğiyle, sosyal hayatıyla bir bütün. Birisine bu yönde faydalı olmak isteniyorsa tam bir analiz gerekli. Sağlık durumu da başından sonuna çok yakından takip edilmeli.

Outdoor spora başlamak isteyenlere ne gibi tavsiyeleriniz var?

Başlama fikrinin oluşması bile mutluluk verici
Uzun süredir kapalı yerlerde ve monoton ortamlarda yaşamış, çalışmış birisini doğada küçük bir yürüyüşe bile çıkarsanız, farkedeceği rahatlama hissi onu etkilemeye yeter
Kişinin bezmeden kademeli olarak başlaması temel olmalı
Çok çabuk büyük bir değişim beklentisinde olmaması gerekli
Burada asıl olan, doğada her şeyin çok daha güzel oluğunu hissetmesi
Nefes aldığını, yürüdüğünde adımlarını hissedecek
Rüzgarı, toprağın kokusunu, suyun sesini duyacak
Bütün duyuları açılıp ruhu serbest kalacak

Tüm bunlar için tecrübeli birinden iyi yönlendirme alınmasını tavsiye ediyorum
Başlangıç kötü olursa kişiler tekrar doğaya dönmek istemiyor
Çok kırıcı bir parkura alışık olmayan birisini soktuğunuzda, yorgunluk, bezme, bunalma, ayaklarda su toplaması, aşırı terleme gibi kişisel konforu çok bozan durumlar oluşuyor. O kişi orayı bir daha görmek bile istemeyebilir

Doğada yapılan güzel bir aktivite, kişiye dünyalara bedel bir motivasyon verecektir
Zaten bunu hissedip mutlu olan kişi mecazi anlamda artık o zehri almış olur. Artık o zehri o kişiden çıkaramazsınız. O kişiyi artık doğada olmanın, doğada spor yapmanın bağımlısı olur.

Bu röportajımızda biraz da olsa Dinçer Sertkaya’yı ve doğa sporlarına olan ilgisini tanımaya çalıştık. Kendisi hakkında daha fazla bilgi edinmek ve bu kadar çok yönlü bir yaşam tarzının inceliklerini öğrenmek için sizi, yakında yayında olacak Dinçer Sertkaya ile hayat ve doğa sporları yazımıza bekliyoruz



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir