Dinçer Sertkaya ile Doğa Aktiviteleri Fotoğrafçılığı





Doğanın mükemmel sanatı ve sporun dinamizminin harmanlandığı doğa aktiviteleri fotoğrafçılığı, fotoğraf sanatında isminden çokça söz ettirmeye başlayan bir branş. İnsanların doğada aktivite yaparken yaşadıkları eşsiz anları ölümsüzleştirmek ve motivasyonlarını artırmak için çokça başvurduğu bu teknik, birçok güzel anı ve mükemmel kareleri, doğanın renklerini, aktivitenin adrenalinini, insanoğlunun doğa ile uyumunu unutulmaz anlar olarak kaydetmekte.

Gelişen fotoğraf teknolojisi ve outdoor kayıt cihazlarının yaygınlaşması ile doğa aktiviteleri fotoğrafçılığı nefes kesici kareler sunuyor. İyi bir fotoğraf çekebilmenin sadece teknoloji ve ekipmanla olmadığını birçok uzman fotoğrafçıdan duymuşuzdur. Bu durumun detaylarını sitemizin özel konuklarından biri olan Dinçer Sertkaya (@DangerHardrock) ile sizin için konuştuk. 

Dinçer Sertkaya her ne kadar kendisini bir fotoğrafçı olarak tanımlamasa da sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar büyük beğeni almakta ve kullandığı teknikler birçok kişi tarafından hem kendisine hem de bize gelen mesajlarda sıklıkla sorulmakta. İşte doğa aktiviteleri fotoğrafçılığının incelikleri, keyifli okumalar. 

Bir motivasyon kaynağı olarak mı ortaya çıktı bu sanat? Fotoğraf merakınız nasıl başladı?

Fotoğrafa dair herşey doğaya olan merakımla başladı.

Kendime ait bir kameram olana kadar bunları sadece belgesellerde, ansiklopedilerde, dergilerde görebiliyordum

ilk önce böceklerin, çiçeklerin yakından nasıl gözüktüğünü merak edip makro fotoğraflara, uzaktaki hayvanları, yükseklerde uçan kuşları görebilmek için tele fotoğraflara merak saldım

 

Su altında, çok derinlerde olan veya gündüz gözükmeyip geceleri aktif olan hayvanları görebilme fikri de içimi kemiriyordu

Dijital teknoloji gelişinceye kadar üniversite yıllarımda filmli, sabit lensli bir kameram vardı. Değiştirebildiğim tek şey kullandığım filmlerin ISO değeriydi. Bu şekilde doğaya dair merak ettiğim hiçbir şeyi fotoğraflayamıyordum.




Dijital teknolojinin gelişmesi ile aynı zamanda, üniversiteden mezuniyetimin ardından iş hayatına da başlayınca makro ve tele lensler takılabilen makineler edinip istediğim çekimleri yapmaya başladım.

Motivasyon kaynağım ise çektiğim fotoğraflar ve videoları görüp doğanın güzelliklerinin farkına varan ve spora başlayan arkadaşlarımın varlığı

Bu bana, çevreme iyi örnek olduğumu hissettirip inanılmaz mutluluk veriyor.

En çok sorulan soruyu en başlarda soralım, fotoğraflarınızda sizi hemen hemen hep yalnız görüyoruz. Fotoğraflarınızı kim çekiyor? Bir asistanınız var mı?

Evet en sık karşılaştığım sorulardan biri bu
Aynı karede yer aldığım fotoğraflarım dahil tamamına yakınını kendim çekiyorum
Bazılarını sonradan gördüğümde, ben bile kendi kendimi çektiğime inanamıyorum

Faaliyetlerimi genellikle yalnız yaptığım için fotoğraflarımı da kendim çekmek zorunda kalıyorum. Yıllar içerisinde teknik imkanları zorlayarak, kendi tecrübelerimi ve yeteneklerimi kullanarak bu konuda kendimi epey geliştirdim.

Çekimler yaptıkça, fotoğrafçılık konusunda eksiklerimi görmeye başladım. Kendi imkanlarımla araştırarak, kitaplardan ve tecrübeli arkadaşlarımdan aldığım bilgilerle yavaş da olsa tekniğimi geliştirdim. Sonrasında fotoğrafçılıkla hobiden öte profesyonel olarak ilgilenen arkadaşlarımın faaliyetlerine ve fotoğraf derneklerinin eğitimlerine katılıp teknik yönümü sağlamlaştırdım.

Tabi bu eğitimlerde kendi fotoğrafını veya videonu nasıl çekersin gibi bir eğitim verilmiyor
Fiziğin her konusu çok severim. Optik, elektrik, elektronik gibi konulara olan özel ilgim fotoğraf çekerken işimi kolaylaştırdı.

Teknik donanım sizce ne kadar önemli, siz hangi teknik donanımdaki cihazları kullanıyorsunuz?

Mevcut teknik cihaz donanımım aslında istediğim kadar iyi değil. Daha iyi
donanım ile daha zor koşullarda daha net fotoğraflar çekmek ve daha farklı açılar yakalamak mümkün.

Dronum yok mesela. Drone ile sonsuz çoklukta açı elde edilebiliyor. Video konusunda drone çekimlerinin yerini pek bir şey tutamıyor
Kullandığım kameralar, güncel modellerin 3 yıl gerisinde olan iki aksiyon kamerası ve bir cep telefonu. Güncel modellerdeki teknik özellikler işi kolaylaştırıyor. Yeni model kameraların optik ve elektronik komponentleri netlik ve sarsıntı önleme açısından çok iyi sonuçlar veriyor.

Çok ürkek olan hayvanları ve sadece geceleri aktif olan hayvanları görüntüleyebilmek için bir fotokapan edindim. Onunla çekeceğim fotoğraf ve filmleri çok merak ediyorum.

Herşey kameralarla sınırlı olmasa gerek, kendinizi çok farklı açılardan zor yakalanacak pozlarda çekmek için nasıl teknikler ve donanımlar kullanıyorsunuz?

Yaptığım aktiviteye göre yanımda taşıdığım, bir kısmını hazır aldığım, büyük kısmını da kendi tasarladığım teknik ekipmanlarım var. Oldum olası hobi tipi el aletleri kullanmayı çok severim. Tamirat ve kendimce icat yapmak çok hoşuma gider. Yeni bir şey edindiğimde, onu daha güvenli, sağlam, pratik, kullanışlı, verimli nasıl yaparım diye düşünürüm. Eğer zaman ve imkan varsa ekipmanlarımı geliştirmek için uğraşmayı çok severim. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor insan.

Örnek olarak, henüz piyasada aksiyon kameraları yokken, kitesurfde uçurtma üzerine monte ettiğim bir housing ile havadan kendi fotoğraflarımı çekiyordum.

Büyükçe uçurtmalar ve büyük helyum balonlarına bağladığım kameralarla havadan fotoğraflar çektim.

Aksiyon kameraları henüz yokken, dağ bisikleti yaparken kullanmak üzere kaskımın üzerine monte ettiğim bir tripod vidasına kamera yerleştirip çekimler yapıyordum.

Şimdi aksiyon kameralarımı uzun çubuklar üzerine yerleştirip, yüksek ağaçlara, direklere monte ederek drone çekimlerini andıran çekimler yapabiliyorum.

Aksiyon kameraları için el feneri merceklerinden makro lensler yaptım.

SUP ve kano sırasında misinaya bağlı bir platform üzerinde beni takip ederek çekim yapan yüzen bir platformum var.

Klasik dome’lar vardır, su altı ve üstünü aynı anda çekebilmek için. Bu dome’lar kendi başlarına serbest bırakıldıklarında yan döner ve iyi bir çekim mümkün olmaz. Ben stabil ve bıraktığım şekilde yüzer hale getirip suda serbest bırakarak su altı ve üstünü aynı anda kaydeden bir aparat yaptım.

Elektronik gimballer yokken video çekimlerinde kullanmak üzere mekanik bir sarsıntı önleyici stabilizör yapmıştım.

Ay fotoğrafları çekmek ve tele objektif olarak kullanmak üzere, dürbünlerime cep telefonu adaptörleri yaptım.

Sığ sularda kullanmak üzere, üzerinde tripod vidası olan monopod benzeri uzun çubuklarım var. Dibe saplayarak kano ve sup ile yanından geçerken çekim yapıyorum. Aynı çubukların üzerinden kitesurf ile sıçrayıp atlarken, yanından geçerken çekimler yapıyorum.




Mutfak saatlerinden timelapse fotoğrafla için zamanlayıcı yaptım

Farklı açılar izleyicinin her zaman ilgisini çeker. Bunu dikkate alarak hobimle paralel olarak teknik kamera montaj adaptörleri geliştirmek çok hoşuma gidiyor.

Bakış açısı hakkında ne söylersiniz?

Teknik unsurlar ve görselin özelliği bir tarafa bırakılırsa, fotoğrafta fark yaratan şey, kişinin bakış acısı. Bu güne kadar herhangi bir objeyi veya kendimi ön plana çıkarmaktan çok, doğaya dikkat çekmek istedim. Bazı fotoğraflarımda çok küçük ve tanınmaz çıktığım konusunda eleştiri aldığım oldu. Ama ben kendimi değil doğayı, doğada yapılabilecek sporları, hareket ve estetik katmaya çalışarak yansıtmaya çalışıyorum. 

Güzel bir doğa parçası gördüğümde hangi açıdan daha etkileyici bir kare çıkar diye hemen birkaç fikir geliyor aklıma. Birkaç kareden sonra en iyi çekim konusunda karar vermiş oluyorum

Güvendiğim ve beğendiğim markaları fotoğraflarımda ön plana çıkarmaktan pek çekinmiyorum ama markayı basitleştirmeden kareye yerleştirmiş oluyorum

Amacım doğanın ne kadar kolay ulaşılabilir olduğunu, herkes için yapılabilir bir aktivite bulunabileceğini gösterebilmek. Ekstrem sporlar sırasında bazen yapılması zor hareketler ve kareler çıkıyor ortaya. O kareleri izleyicinin dikkatini çekmek için kullanıyorum diyebilirim

Eğer kendinizi veya ön plana çıkarılacak objeyi, doğa gibi stüdyo olmayan doğaçlama bir ortamda, spontan çekilmiş gibi doğal haliyle fotoğraflamak istiyorsanız standart donanımdan daha fazlasına ihtiyacınız oluyor. 

Profesyonel makineler yetmiyor, onlarla beraber hayal gücünüzü ve teknik yönünüzü de kullanmanız gerekiyor. Hayal gücü, farklı bakış açıları, teknik ekipmanı şaşırtacak fizik bilgisi ile yapılan ışık oyunları ile fotoğrafa ruh katmak fark yaratıyor. 

Fotoğrafçılıkta teknik bilgi ve gelişmiş donanım yeterli mi sizce?

İyi bir teknik bilgi olmadan elinizdeki donanımları verimli kullanmanız mümkün değil. Kameraların otomatik ayarlarıyla yapabilecekleriniz sınırlı. Tesadüfi olarak tek tük başarılı sonuçlar elde edilebilir belki.

Teknik bilginiz tam ve donanımınız üst sınırda olsa bile bu noktadan sonra zamanlama, kurgu, bakış açısı, sanatsal ruh, sabır ön plana çıkıyor.

Klasikleşmiş olan altın oran kuralı, estetik bakış açısı görsel sanatlarla uğraşan kişinin bir süre sonra fark etmeden refleksler gibi otomatikleşen bir yeteneği oluyor.

İyi bir fotoğrafçı bir ressam, heykeltıraş gibi sanatsal ruha sahip olmalı. Objeyi veya temayı görüldüğü gibi kareye sığdırmakla, kendi gördüğü gibi kareye yansıtmak farklı şeyler. Bilimsel bir çalışmada yapılacak fotoğrafçılık belge niteliğinde olacağı için ışığa, yansımaya, renge, açıya çok fazla müdahale edemezsiniz. Ama sanatsal bir çalışmada yapabileceklerinizin sınırı yok. Algılarınız da sonuna kadar açık olmalı. Hayal gücünüzle teknik donanımın kapasitesini sonuna kadar zorlayabilirsiniz.

Sanatsal bir çalışmada fotoğrafı ne için çektiğiniz çok önemli. İzleyecek kitleye hitabeden uygun bir tarz kullanılabilir. Bunun tersine, fotoğrafçı izleyici kitleyi önemsemeksizin tamamen kendi tarzı ve yorumunu da kullanabilir. Bunu belirlemek artık fotoğrafçının kendisine kalmış bir konudur.

Örnek olarak bazen imkansıza yakın çok nadir yakalanacak bir an yakalanmaya çalışılır ve ortaya çıkan karenin şaşırtıcı, ilgi çekici olması amaçlanır. Bazen de sıradan bir obje veya olay çok farklı bir bakış açısıyla ve ışık oyunları kullanılarak enteresan bir halde izleyiciye sunulur.

Sizin fotoğrafta tercihinizi veya tarzınızı belirleyenler nedir?

Benim ilham kaynağım hep doğa oldu. Sosyal medya popüler değilken kendim ve bazı arkadaşlarımla paylaşmak için, bazen de güzel anları ölümsüzleştirmek amaçlı fotoğraflar çekiyordum.

Yaptığım doğa faaliyetleri ve ekstrem sporlardaki karelerin yakın çevrem tarafından beğenildiğini ve sosyal medyada ilgi çekmeye başladığını görünce asıl tarzım şekillenmeye başladı.

Sıklıkla nadir gidilen yerlerde bulunmam, yaptığım aktivitelerin çeşitliliği pek çok insana çekici geliyor. Bir yandan kendi faaliyet arşivim oluşurken, diğer yandan insanları doğaya, aktif hayata, pozitif düşünmeye yöneltiyordum. Toplumsal bir misyon üstlendiğimi düşünüyorum. Her birey gibi, iyi bir sanatçının da toplumsal sorumlulukları vardır. Bunu hiçbir zaman göz ardı edemezsiniz.

Bazen paylaştığım karelerle ilgili uyarılarda bulunmam da gerekiyor. Doğru bilinen yanlışlara dikkat çekmek, karede potansiyel bir tehlike varsa kötü örnek olmamak için önerilerde, ikazlarda bulunmam lazım. Yüksek bir yerlerden suya atlamak, yapay barajlarda göletlerde yüzmek, kayalara tırmanmak, kanyon keşifleri yapmak, ıssız yerlerde kamplar gibi daha pek çok riskli konu oluyor karelerimde. En çok tedirgin olduğum konu insanları benim gibi yalnız başına faaliyetlere yöneltmek. Tek başına yapılmaması gereken çok fazla şey yapıyorum maalesef.

Övgü almak, yaptığınız şeylerin ilgi görmesi çok güzel bir şey. Ama bu hiçbir zaman benim birinci amacım olmadı. Amacınız ticari reklam değilse, bir kareyi kurgularken vurgu konusunda hassas davranmalısınız. ‘Bu kareyi gören çok şaşırmalı, hayret etmeli’ kaygısına kapılırsanız sanatçı kimliğinizi kaybeder bir süre sonra hem kitleyle hem de kendinizle çatışırsınız.

İyi bir sanatçı yorumlara açık olmalı. Yapılan olumlu olumsuz tüm yorumları mütevazilikle dinleyip her birinden ders çıkarıp kendini geliştirmeli. Ego, kendini beğenme gibi kavramlar sanatçıya yakışan özellikler değil.




Fotoğraflarınıza dışarıdan bakan biri olarak kendi tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

İzleyici olarak bakacak olursak eğer, temelde birkaç tip fotoğraf üzerinde yoğunlaşıyorum

Sportif kareler; Yaptığım aktivitelerdeki sporun temel özelliklerini içeren nitelikleri taşıyor. Ekstrem koşullarda gerçekleşen ve sezon kavramına aykırı kareleri daha çok seviyorum

Doğadan kareler; Doğal güzellikleri ilginç ve çekici kılan tarzda. Bazıları makro, bazıları manzara ve enteresan doğal oluşumlar

Sürpriz karşılaşmalar; Doğada karşılaştığım, insanın her zaman göremediği ilginç olayları, canlıları izleyiciyle buluşturuyorum

Kültürel ve toplumsal değerler; Yemek fotoğrafı çekmeyi, paylaşmayı çok uygun görmemekle birlikte geleneksel yöntemlerle hazırlanan, unutulmaya yüz tutan yemek veya yiyecekler hakkındaki farkındalığı ayakta tutmak için çektiğim fotoğraflar bunlar

Tarihi değerler; Ülkemizin sahip olduğu tarihi değerlere dikkat çekmek için yer verdiğim kareler

Çevre sorunları; Doğal hayatı tehdit eden bu büyük soruna dikkat çekilmesi gerekiyor

Fotoğraflarınızı paylaşırken yazdığınız yazılarda edebi bir yönünüz olduğunu görüyoruz

İyi bir sanatçı çok yönlü olmalı. İcra ettiği dalda uzmanlaşmalı ama bunun yanında eserlerini zenginleştirmek, ruhunu beslemek, kitleye yönelebilmek için tepkisel nabzı sürekli takip etmeli.

Görsel sanatlarla edebi yönüm fotoğraf merakımdan önce de vardı. Hikaye ve şiir yazıyordum. Görsel sanatlara ilgili olarak, karakalem resim ve araba dizaynı üzerine de pek çok çalışma yapıyordum.

Bir kareyi oluştururken aklımdan geçenleri, o anın bana hissettirdiklerini izleyici kitleyle paylaşmak gerekiyor diye düşünüyorum. Oluşan kareyi gören kişi mutlaka bir şeyler hissedip düşünecektir. O hislere düşüncelere her zaman saygı duymuşumdur.

Benim yazdıklarım o karenin dili oluyor. Kareyi izleyiciye sunarken görmesini istediğiniz, hissettirmek istediğiniz şeyi karedeki görsel kompozisyonla aktarabilirsiniz. Kareyi paylaşırken yazdıklarım da bunları pekiştiriyor. İçimden, çok derinden gelen şeyler ve o anki hislerimi içeriyor. Yazmazsam sanki karenin bir yanı eksik kalıyor.

Bazen bilgiler vermek, uyarılarda bulunmak, bazı değerlere dikkat çekmek için yazıyı genişletmek gerekiyor.

Emin olun yazdıklarım hissettiklerimin çok kısa bir özeti. Çok uzun yazmanın okunabilirliği azalttığını düşündüğüm için elimden geldiğince kısa kesmeye çalışıyorum.

Fotoğraf çekerken yaşadığınız zorluklar neler? Sorunların üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Her karenin oluşumundan sunumuna kadar geçen çok güzel, bazen de çok ilginç hikayeleri oluyor. Arka planda olanlar, sabır, emek, iyi-kötü tesadüfler, teknik sorunlar ve bulunan çözümler.. daha pek çok şey.

Benim en büyük sıkıntım kendi kendi germem. Çoğu konuda olduğu gibi fotoğraf çekerken de mükemmeliyetçiyim. Ufak tefek denebilecek ama düşündükçe kendimi gerdiğim takıntılarım var. Ufuk çizgisi kayması, beyaz ayarı sapmaları, ışık patlamaları, uygun ışığın bulut veya gün batışı gibi sebeplerle düzeltemeyeceğim şekilde kaybolması tahammül edemediğim şeyler.

Faaliyetlerimi iş ve özel hayatımı aksatmayacak şekilde aralara sıkıştırarak yaptığım için her zaman istediğim yerde istediğim anda bulunamıyorum. Fotoğrafın çekileceği yer ve kompozisyonla ilgili olarak, çok güzel bir kare elde edebilmek için en uygun ışığın düştüğü, renklerin en uygun olduğu mevsim gibi bazı belirleyiciler vardır. Öyle yerlerde öyle zamanlarda bulunuyorum ki, hiçbir şekilde istediğim ışığı yakalayamıyorum. 5-10 dakika gecikmeyle vadiye düşen tüm ışık tepenin ardından yok oluveriyor. Kızaran bulutların rengi güneşin tamamen batması ile griye dönüveriyor. Kış mevsiminde günler çok kısa olduğundan ne kadar erken kalkıp faaliyete başlarsam başlayayım iş başı yapacağım saatle çakıştığı için ışık miktarı yetersiz kalıyor. Aynı şekilde akşamları da yeterli zaman kalmıyor.

Kamp alanlarına akşam karanlıkta varıp çadırımı kuruyor, sabah gün doğmadan kalkıp çadırımı karanlıkta toplayıp kamp yerimden ayrılıyorum. Bu zaman darlıkları beni çok zorluyor.

Zaman darlığı konusu, bu açıdan çözüm bulamadığım en büyük sorun.

Uygun açıya girmek, deklanşöre basmak için uygun zamanı sabırla beklemek zorlu ama üstesinden geldiğim konular.

Kameraları yerleştirip benim de içinde bulunduğum kareleri çekerken yaşadıklarım, bazen komedi filmlerini aratmayacak kadar komik olabiliyor.

Tekrarı zor hareketler, yüksekten suya atlamalar, soğukta şelalelere girmeler, kayalara tırmanıp inip çıkmalar, güneşin batışı veya doğuşu esnasında yaşanan o çok değerli birkaç dakika.. eğer zamanlama hatası olursa, kamera kendiliğinden kapanırsa, kart hafızası dolarsa, bataryası biterse, shutter ve uzaktan kumandanın bluetooth veya wi-fi bağlantısı koparsa geri dönüşü olmayan bir şekilde yok oluyor.

Rüzgar gibi sebeplerle kameralarım defalarca tripod üzerinden yere veya suya düşmüştür. Fotoğraf sevdası yüzünden ıslanma ve kırılma sebebiyle kaç kere cep telefonu değiştirip tamire verdiğimi, yenisini almak zorunda kaldığımı hatırlamıyorum.

 

Özellikle bu kuralcılığım sebebiyle, beni çekmesi için kamerayı başka birine verdiğimde epey stres oluyorum. Çekimi yapan kişiyi de germemek için elimden geldiğince gevşemeye çalışıyorum ama bu pek mümkün olmuyor.

Anlık, hızlı gelişen olaylarda, özellikle ender görülen vahşi hayvan tesadüflerinde kamerayı hazır edememek, kareyi kaçırmak üzücü oluyor.

Doğa fotoğrafçılığı konusunda kendini geliştirmek isteyenlere önerileriniz neler?

Fotoğrafa dair epey konuya değindim, elimden geldiğince tecrübelerimi aktarmaya çalıştım.

Şunu ifade etmem gerek ki, ben kendime fotoğraf ustası veya sanatçısı demeyi uygun görmüyorum. Bu ünvanları elde edebilmek için daha çok yolum olduğunu düşünüyorum. Bu işi çok iyi yapan değerli profesyonel üstatlarımız var. Ben, ayrı bir kulvarda kendine has fotoğraf çekme teknikleri olan bir doğa severim sadece.

İyi bir doğa fotoğrafı için teknik bilgi ve donanımın yanı sıra coğrafya, meteoroloji ve biyoloji bilgisinin de tam olması, iyi bir efor kapasitesi, zaman sorununun olmaması ve son derece sabırlı olunması gerekiyor.

Tavsiyem, doğada olmanın keyfini çıkarsınlar. Fotoğrafın çok iyi olması gibi bir kaygıları olmadan, kendilerini germeden faaliyetlerine devam etsinler.

Amaç ister faaliyet sırasında fotoğraf çekmek, isterse fotoğraf çekmek için faaliyet yapmak olsun, bundan keyif alabiliyorlarsa herhangi bir tavsiyeye gerek görmüyorum.

Doğal güzelliklerimizin değerini bilen, çevreye saygılı, pozitif enerji yayan kişilerin artması dileklerimle..





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir