Dünya Turu ! Hayatının Seyahati , Hayalinin Etkinliği

Etkinlikler içinde en keyifli olanlardan biri seyahat etmek. Gezmek , görmek , yeni yerler tanımak ve yeni insanlarla tanışmak seyahat etmenin en güzel kazanımlarındandır. Farklı seyahat şekilleri , farklı tatil anlayışları , farklı destinasyon tercihleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ancak hepsinin ortak noktası , gezip görme tutkusuyla yaşayan insanların vazgeçemediği bir etkinlik olması. Ahmet Türkoğlu‘nun hayatının seyahati de birçok kişinin hayalini süsleyen bir etkinlik. Yolda karşılaştığı insanlar onu Turko olarak tanıdılar , gelin bizde Lets Go Turko‘yu ve hayatının seyahatini yakından tanıyalım.



1985 doğumlu Ahmet Türkoğlu bir inşaat mühendisi. Kendi sözleri ile ’30 unda içindeki çocuğu Dünya turuna çıkarmaya karar vermiş’. İnternette ve sosyal medyada gördüğü , takip ettiği gezginlerin fotoğrafları , bu ateşin ilk kıvılcımlarını yakmış. Ardından ansızın verdiği bir kararla 1 geceliğine gidip geldiği Roma seyahati , hayatında bir dönüm noktası olmuş ve kendini yollarda bulmuş.

letsgoturko

Bütün bu seyahatlerin sonunda hep bir şeylerin eksik olduğunu hisseden Türkoğlu , hayalinin bu kısa geziler değil bir dünya turu olduğuna karar vererek yeni bir maceranın içinde bulmuş kendini.

Doğu Avrupa’dan başlayan yolculuğu

Trans Sibirya Treni ile Asya’ya

Bir buçuk yıl Asya’da gezdikten sonra

Okyanusya

Ve şu sıralar Güney Amerika…

Sonrasında Orta Amerika

Karayipler 

Kuzey Amerika şeklinde devam ediyor.

2015 yılında çıktığı yolculuğunun ikinci yılında olan Turko , hem kendi internet sitesinden hemde sosyal medya hesaplarından , gezisi ile ilgili paylaşımlar yapıp bilgiler veriyor. Paylaşımlarını ve yazılarını ilgiyle takip ettiğimiz Türkoğlu, standart bir seyahatin dışında yolculuk yapıyor. Gittiği yerleri her yönü ile tanımaya çalışan gezgin mühendis , bu yolculuğunda hem dünyayı hem yollardaki yaşamı keşfediyor. Güney Amerika’nın zirvelerinden paylaştığı anlarda belkide kendi iç dünyasının zirvesine doğru yol alıyor.

Çok eski yıllardan beri Avrupalı gençlerin dünya turu yapmaları çok sık karşılaşılan bir durumken , artık yollarda Türk gençlerini de görmek mümkün. Dünyayı tanırken kendini geliştiren ve farklı bakış açıları kazanan bu gençlerin, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde bu kazanımlarıyla bir farklılık yaratacakları kesin.

Yazımız sırasında Peru’da olan Ahmet Türkoğlu‘na seyahati hakkında bazı sorular sorduk. İşte Turko‘nun seyahati ve etkinlikler hakkındaki cevapları ;

letsgoturko

1 – Neden ayrı ayrı zamanlarda değilde tek seferde bu keşif ? 

Öncelikle gösterdiğiniz ilgi ve güzel özetiniz için çok teşekkür ederim.. Kısa geziler, ana yemek öncesi tadımlık gibi biraz.. Yemek yapmayı sever misiniz bilmiyorum ama ben çok severim.. Hem yapmasını, hem yemesini.. 5-6 kişilik kapsamlı bir akşam yemeği yapacaksınız.. Önce hayaller kurarsınız sonra planlar yaparsınız.. Heyecanlı bir alışveriş sonrası akşam saatlerinde macera başlar.. Ufak ufak yemekleri hazırlamaya başlarsınız.. Ve tabiki her pişirdiğinizin tadına bakarsınız.. İşte o ufak tatlar akşam olacak ziyafetin öncüleridir.. O ufak tadımlıklar hoşunuza gittikçe yemek için daha da heyecanlanırsınız.. Atıştırmalıklar.. Çorba.. Salata.. Ana yemek.. Tatlılar.. Yemek sonrası için çayı bile koyarsınız demlensin diye, hafiften kokusunu almaya başlarsınız.. Saatler süren bu süreç içinde, tadına baktığınız her şey bir gezidir aslında.. Akşam yemeği hayaliniz içinde, ufak geziler.. Tadımlık..
Sonra.. Sofrayı kurarsınız, o tadına baktığınız tüm lezzetleri sahneye çıkartırsınız.. Bir harita gibi.. Parçalar birleşir.. Ve işte o an.. Akşam yemeği.. Artık yemek tatmak değil, ziyafete dalmak zamanıdır.. Artık ufak geziler değil, tüm dünyayı görmek zamanıdır.. Tek seferde.. Ziyafete ara vermeden.. Doyana kadar.. Ruhen ve bedenen..  
 

2- Dünya turunuz beklediğiniz gibi mi yoksa fazlası mı?

Beklentim neydi? Pek emin değilim aslında.. Tabiki hayallerim ve planlarım vardı.. Ama bunlar gideceğim, göreceğim yerler hakkındaydı.. Trans Sibirya treni, Çin Seddi, Everest Dağı, Taj Mahal, Angkor Wat, Borobudur, Great Ocean Road, Çikolata tepeleri, Altın Tapınak, Machu Picchu, Uyuni, Patagonya, Rio ve çok çok fazlası.. Evet hepsini gördüm.. Çin Seddi çok çok büyükmüş, Everest dağı inanılmaz heybetli, Taj Mahal ise bir hayal kırıklığı.. Ama bunlar değil gezimi gezi yapan.. Japonya’da kurduğum aile, Vietnam’da motosiklet ile ölümden dönmem, Filipinler’deki haylaz tatilim, Brezilya’da aşık olduğum kızlar, Endonezya’da otostop günlerim, Tazmanya’da çadır hayatım, Atakama Çölünde kaybolmam, Tayvan’da yaptığım öğretmenlikler.. Yolda tanıştığım insanlar, diğer gezginler, aşklar, ayrılıklar, kavgalar, kalabalık, yalnızlık ve tabiki özlemler.. Tarif edilemez duygular ile tüm yaşadıklarım.. Evet, dünya turundan beklenti nedir bilmiyorum ama gezerek yaşamak her şeyin üzerinde.. Her duygunun, her hissin en yoğun hali ile yollarda geçen günler.. 
 

letsgoturko
 3- Yola çıkan Turko ile şimdiki Turko arasında hangi farklılıklar var?
Bu soruya, genellikler pek fark yok cevabı veriyorum.. Belkide ben şimdilik farkı göremiyorum.. Çok fazla “farklardan, değişimden” bahseden insanları da pek anlamıyorum aslında.. Çevremde “kendimi aramak için yollara çıktım” diyen çok insan oldu.. Ben o amaçla yollarda değilim.. Kendimi, kendi içimde ararım.. Yollarda bulacağım şeyler, benden farklı olacak.. Tabiki bulduklarımı kendime ekleyebilirim, beni etkileyebilir, geliştirebilir ama 30 yaşımda çıktığım yolda, sıfırdan “ben” yaratmak biraz hayalcilik olur.. Yollarda sıfırdan kişilik yaratanlar, sürekli bir değişim çemberinde kaybolup giderler.. Çünkü yol ve yolun getirdikleri sonsuzdur.. Aynı yolu tekrar yürümek bile insana farklı hisler verir.. Farklı etkiler.. Değiştirebiliyor ise farklı değiştirir.. Ben değişmektense, gelişmeyi tercih etmeye çalışıyorum.. Aradaki farkı da, döndüğümde, ailem ve yakın arkadaşlarım görecek.. Şimdiden bilemem.. Kesin olan tek şey, 2 yaş yaşlandığım ve onlarca, yüzlerce anı biriktirdiğim..
 

4- Seyahatinizin en unutulmaz anı yada olayı nedir?

2 yılı aşan bir gezide, en unutulmaz anı bulmak çok çok zor.. Bu soruya farklı zamanlarda onlarca farklı cevap verebilirim.. Hemen hemen her ülkede unutulmaz anılar yaşadım.. Hiç sevmediğim ve sadece 5 gün kaldığım Paraguay’da bile unutulmaz anılarım var.. Ama en önemlisi.. Belkide birincisidir.. Gezime Bulgaristan’dan başlamış ve Bulgaristan’a abim ile gitmiştim, 2-3 gün akraba ziyareti ve pasaport işleri peşinde koştuktan sonra abime veda edip Sofya trenine bindiğimde, kompartmanda sırt çantam ile baş başa kaldım.. O an.. O 6 saatlik sürede sadece Sofya’ya kadar gidecek treni.. Ve ondan sonra dünyanın gideceğim diğer yerlerini düşünmüştüm.. Rotamı.. “oha amma çok yolum var” olmuş ve bir ürperti basmıştı.. “ulan neye kalkıştım, hadi hayırlısı” demiştim.. O korku ile karışık heyecanı hiç unutmam.. Üzerinden neredeyse 800 gün geçmesine rağmen..
 

5- Bu seyahat ‘Hayalinizin etkinliği’ diyebilir miyiz?

Kesinlikle.. Hayatımda verdiğim en önemli karar belkide.. Belkide en güzel karar.. Belkide en doğru karar.. Geçmişime baktığımda, acılı anıların, pişmanlıkların yanında “gurur” duyacağım şeyler de boldur.. Ama inanıyorum ki, ileride, daha da yaşlandığımda.. İlk aklıma gelecek olan.. “Ben Dünya Turu Yaptım” olacak.. Eylül-2015’te yola çıkmıştım.. 2016’nın tamamı yolda geçti.. 2017’de öyle olacak gibi.. İnsanlık tarihinde yılların önemi büyüktür.. 2016 ve 2017, bir mühendis olarak benim CV’de boş olacak.. Tamamen.. Kariyer olarak boş.. Anı olarak “EN” dolu.. EN UNUTULMAZ..

 

letsgoturko

6- Spor yapmak , müzikle ilgilenmek , dans etmek , el işi yapmak , fotoğrafçılık gibi hobilerle uğraşmak … bunların seyahatiniz sırasında karşılaştığınız gezginlere ne gibi artılar kattığını gördünüz?

En beğendiğim sorunuz bu oldu.. Ben mühendisim.. İnşaat Yüksek Mühendisi.. Benim en önemli yeteneğim bu.. Sporcu bir kişiliğim var, yıllarca Hentbol oynadım, maratonlara katıldım, İstanbul’u köşe bucak bisikletle gezdim, gezi öncesi son iki yılımın hemen hemen her sabahı iş yerimden önce spor salonuna gittim.. Ama gezimde maalesef sporu ihmal ediyorum.. Müzik yeteneğim yok, dans edemem, fotoğraf sanatını yolda öğrenmeye çalışıyorum.. El işi yeteneğim, 10 parmak klavye kullanmak ile sınırlı.. 
 
Hayatımdaki büyük pişmanlıklardan biridir.. Bir müzik aleti çalamamak.. Yola çıkmadan önce yanıma bir balaban almayı düşünsem de yapmadım.. Ama kesinlikle tavsiye ederim.. Yolda müzik yapmak belkide dünyanın en rahatlatıcı hobilerinden biri.. Kendinizi geliştirmek adına mükemmel bir fırsat.. Ruhunuzu kendi yöntemleriniz ile dinlendirebilir ve üzerine harçlık da kazanabilirsiniz.. Bu yolla seyahat eden çok gezgin tanıdım.. Ayrıca, kişisel korkularınızı yenmeniz için de kaçırılmaz bir fırsat.. Peru’nun bir köşesinde bir kasabada, ufak bir hostelin bahçesinde, istediğiniz bir müzik aleti ile istediğiniz bir şarkıyı çalıp söyleyebilirsiniz.. Dinleyiciler dünyanın dört bir yanından olacak ve sizi bakir kulaklar ile yargısız, sorgusuz, saf duygular ile dinleyeceklerdir.. Tabi dans etmek de bunun bir parçası.. Kimse sizden harmandalı beklemeyecek.. İçinizden geldiği gibi.. Vücudunuz ile ruhunuz arasındaki ilişkiyi dışa vurabilirsiniz.. Fotoğraf çekmeyi öğrenmek zaten kaçınılmaz.. Telefon ile foto çekip sadece instagram’da paylaşıyor bile olsanız, fotoğraflar ile oynaya oynaya bir şeyler öğreniyorsunuz..
 
Peki bunların artıları.. Hobisiz gezmek.. Tuzsuz çorba, sossuz makarna, bibersiz menemen.. Basit bir yemeğin bile yavan olmasına neden olur.. Hobi edinmek yada var olan hobileri yollarda yanında götürmek; kişiyi sosyalleştirdiği gibi yalnızlıkları da daha mutlu hale getiriyor.. Tabi bunların hepsi paylaşım ile ilgili.. Çevrenizdekiler ile paylaşmak ve bazen kendiniz ile paylaşmak..
 
Müziği paylaşmak.. Sporu paylaşmak.. Dansı paylaşmak.. Fotoğrafları, anıları, kitapları paylaşmak..  Ve kendinize söyleyemediğiniz şeyleri, düşünceleri, hisleri, planları, hayalleri.. Kendiniz ile paylaşmak..
 
Hobiler.. İnsanları paylaşmaya yönlendiriyor.. 
 
Yollar yalnız yürümek için çok uzun..
 

Teşekkürler Turko. Yolun açık olsun.

letsgoturko

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir