Etkinlikleri Yaşam Biçimi Haline Dönüştürdü





Hobiler , spor dalları , seyahatler ve farklı etkinlikler , hayatımızı güzelleştirmek , kendimizi geliştirmek ve iyi vakit geçirmek için yaptığımız uğraşlar. Bu etkinlikler olmayınca bir şeylerin eksik olduğunu hissetmeye başlarız. Peki bu etkinlikleri , hayatımızın belirli zamanlarında sadece deneyimlemek için değilde , hayatımızın merkezine koyduğumuzu düşünün , yani bir yaşam biçimi haline getirdiğimizi. İşinizi sevmek farklı bir şey , sevdiğiniz şeyi iş haline getirmek daha farklı değil midir? Peki bunlar nasıl mı olur? İsteyince ve hayal edince olabileceğinin en güzel kanıtı Emre Ünal.

Emre Ünal , tutkuyla yaptığı windsurf sporunu , sezonu geldiğinde insanlara  öğreterek eğitmenlik yapıyor. Karavanı ile seyahat edip , yazları ise sahillerde karavanında yaşıyor. Kış gelince ise daha da güneylere inip seyahat tutkusunun peşinde koşuyor. Trekking deneyimli Emre Ünal backpacker olmayı seviyor. Gençliğinde sahneye çıkıp tiyatro etkinliğini de denemiş , dansla ilgilenmiş biri. Hayvanları ise çok seviyor. Anlayacağınız tam bir etkinlik adamı. Girişimciliğini de unutmayalım odevodtu.com sitesinin kurucusu.

Ülkemizin en gözde üniversitelerinden birinden mezun olan Emre Ünal , daha  o zamanlar karavan tutkusuna sahipti. İlk karavanı olan yeşil klasik t2 onunla birlikte güzel anılar biriktirdi. Ardından mavi t2 westfalia. Şimdilerde ise daha yeni bir karavanla bu tutkusunu sürdürmekte. Kendi dizayn edip dekore ettiği karavanı , tam anlamıyla onun zevkiyle oluşmuş orijinal bir karavan. Denize karşı park ettiği karavanının önünde akşam yemeğini hazırlayıp , dostlarıyla güzel zamanlar geçirmekten büyük keyif aldığı , sosyal medya paylaşımlarından anlaşılıyor.

Aynı zamanda su sporlarına gönülden bağlı olan Emre bey , profesyonel bir rüzgar sörfçüsü. Yaz aylarında Alaçatı’da bir taraftan sörfünü yaparken , diğer taraftan eğitmen olarak dersler veriyor. Birçok kişiyi rüzgar sörfü ile tanıştırıyor. Su sporları içinde özel bir yere sahip olan rüzgar sörfünün tahtası , her daim karavanında.

Gezip görmek , yeni yerler tanımak ise başka bir hobisi. Gezdiği yerleri yerel düzeyde tanımayı ve öğrenmeyi seven Emre bey , Asya seyahati sırasında , yerel pazarlardan kalabalık trenlere , palmiye ağaçlı sahillerden çöllere kadar birçok yeri karış karış gezmiş ve fotoğraflamış.

Denizde sörf tahtasında , karada ise kaykay üstünde gördüğümüz Emre bey , karavanından ise kitapları eksik etmiyor. Kendisi şuan ikinci üniversitesinde Hukuk bölümü öğrencisi.

Birçok kişinin hobi olarak bile yapmaya zaman bulamadığı etkinlikleri hayat biçimi haline getiren Emre Beye merak ettiğimiz birkaç soruyu yönlendirdik. İşte Emre Beyin cevapları;

1- Karavan tutkunuz nasıl başladı?

İlkokul çağlarında evin bir köşesine çarşaflardan çadır yaparak, buyuk kutu veya kutuları birleştirerek ev içinde kendime ait özgür ve tek başıma kalabildiğim alanlar yaratarak sanırım 🙂

2- Rüzgar sörfü size ne anlam ifade ediyor?

 Rüzgar sörfü bana su üzerinde ayakta durabilmekle uçmak gibi insanoğlunun yapamadığı iki eylemi bir araya getirmeyi ifade ediyor. 

3- Seyahatleriniz sırasında hep çok keyifli kareler paylaşıyorsunuz , gerçekten seyahat sizin için büyük bir keyif mi?

Seyahat benim için çok keyif aldığım bir tutku…Heyecanlandıran bir eylem. Bağımlı olmaya başladım gibi hissediyorum. Bence zararlı bir bağımlılık da değil. Hayata bağlayan bir bağımlılık aslında. 

4- Karavanda yaşamak yada tatil yapmak nasıl bir duygu?

 Karavanı bir tv kumandasına benzetiyorum. Kanal gezer ve yeni programlar filmler diziler seyredermişcesine bir şey. Basıp gidiyorsunuz istediğiniz yere. Hadi burada yatayım, pencerem de şuraya baksın, su ağaca su kadar yaklaşayım da hamağı gerdiririm vs vs bir suru seçeneğin sizde olduğu müthiş bir özgürlük. Kapınızı her açışınızda farklı bir manzarayla uyanabiliyorsunuz. Monotonluğu yok eden bir tatil ve yasam biçimi. İster şehir kalabalığına karışın ister doğada yapayalnız kalın ürpertici sessizlikle baş başa 🙂 Ayrıca şehir yaşamına da aykırılığı özgürlükçü yaşam sunması da başka bir yönü. 

5- Nasıl şekillendi bu hayat tarzı ?

 Önce çocukken ev içinde çarşaflardan çadır kurup kendime ev ortamında özgür alan yarattım. Ardından 17 yaşımda çadır aldım donanımlı. Onunla artık doğa kamplarına başladım ufaktan. Alaçatı sörf plajlarında çadır kurduğum dönemlerde yani 18-19 yaşlarımda ilk rüzgar sörfü deneyimlerim olmaya başladı. Bir kaç yaz üst üste gelip çadır kurdum. Sörfümü de geliştirdim. Ardından ilk karavanımı aldım 24 yaşımda sonra onu satıp diğerini…son olarak 3. karavanımlayım su an halen.

6- Yaptığınız sporlar , ilgilendiğiniz hobiler ve seyahatleriniz , yaşam biçiminizi nasıl etkiledi yada etkiledi mi?

Etkileri oldu tabiki. Sörf başlı başına bir meditasyon bence. Tek başınızasınız denizin ortasında tek düşündüğünüz aman düşmeyim, aman daha hızlı nasıl giderim, aman rüzgar azaldı mi arttı mi falan derken su üstünde başka hiç bir şey düşünmeye vaktiniz olmuyor ve o masmavi sularda uçma hissi sizi büyülüyor.




Rüzgar sörfü sizi güçlü kılıyor mesela hem fiziken hem ruhen. Mücadele hat safhada. Ve zorluklar karşısında fiziken ve ruhen dayanma gücünüzü artırıyor. Bireysel bir spor olmasıyla da kendi kendinize çok kalıp kendi içinize donuyorsunuz. 

Tek başına seyahati de ben buna çok benzetirim. Tek gezmekle hayatta ailenizden başka kimseye muhtaç olmadığınızı her manada hissettiren bir aktivite. Mücadele onda da var. Bilmediğiniz bir ülkede yasama mücadelesi…

Kendisine verdiği samimi cevaplar için bizde teşekkür ediyoruz. 

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir