‘LazeTheDayz’ Dünya Turu İçin Kariyer Arası

Seyahat tutkusu son yıllarda sosyal medyada en çok konuşulan konuların başında geliyor. Yeni yerler görmek yeni insanlarla tanışmak, farklı kültürleri öğrenmek, kişisel gelişiminize katkı sağlamak… Yola çıkan herkesin kendi sebepleri ve hikayeleri var. İnternet ve sosyal medyanın yaygınlaşması ile dünyanın daha tanınabilir hale gelmesi, dünya üzerindeki güzellikleri görmeyi arzulayan birçok kişi için ateşleyici bir güç oldu belkide. Yola çıkış hikayelerinin nedenleri ne olursa olsun artık ülkemizde sürekli hareket halinde olan ve keşfetmek için sabırsızlanan genç bir kitle var. Bu yazımızda bizimde sosyal medyadan tanıdığımız ve takip ettiğimiz Didem ve Emre çifti konuğumuz.

Didem ve Emre ‘sosyal medyada bilinen adları ile Lazethedayz’ seyahat etmeyi seven ve her fırsat bulduklarında yeni yerler tanımak için yollara çıkan gezgin bir çift. Son yıllarda çok duymaya başladığımız Kariyer Arası kavramını uygulayan ve 10 yıllık iş hayatlarına bir yıllık ara veren Didem ve Emre bir yıllık bir maceranın ilk adımını atıp yollara düştüler.

Yolculuklarına Sri Lanka’dan başlayan ve şuan Yeni Zellanda’da olan gezgin çifte merak ettiğimiz soruları sorduk. Bu uzun süreli maceranın ayrıntılarını onlardan dinleyelim.

Sizi Biraz Tanıyabilir miyiz?

İkimiz de 33 yaşında, İstanbul’da yaşayan, özel sektörde yönetici olarak çalışan, hayattan keyif almaya ve mutlu olmaya odaklanmış, ideal diyebileceğimiz bir hayat süren insanlardık. Şu an ise herşeyi kenara bırakmış, sadece sırt çantaları ve elinde haritaları olan mutlu gezginleriz. Klasik hikayelerin aksine, işlerinde mutsuz, 9-6 hayattan bıkmış kişiler değildik. Hayalleri için risk almayı seçen cesaretli insanlar olarak görüyoruz kendimizi. 



Seyahat tutkunuz nasıl başladı? Ortak bir nokta mıydı, yoksa biriniz diğerine mi aşıladı bu tutkuyu?

Her zaman gezmeyi seven, her fırsatı bunun için değerlendiren insanlar olduk. Eskiden ben yeni yerler konusunda daha çekingen ve üşengeç olandım, Didem beni hep bir yerlere sürüklerdi. Sanırım bu noktaya gelmemizin başlangıcını Didem’e borçluyuz. Ancak, çalışmaya başladıktan sonra birbirimizi yeni yerler ve uzak rotalar konusunda tetikleyen ve cesaretlendiren bir çift olduk. Seyahat, ortak bir zevk ve olmazsa olmaza dönüştü. Bu seyahate çıkmadan önce bile 3 kıtada 23 ülke, onlarca şehir görmüştük.

Kariyer arası kavramı son yıllarda çok duyduğumuz bir konu? Bu durumun iş hayatınızı olumsuz etkileyebileceğini hiç düşündünüz mü? Bu konuyu ciddi şekilde düşünenlere tavsiyeniz nedir?

Tabi ki de düşündük. Bu kararı almamızdaki en zor kısımlardan biri buydu. Belirli bir tecrübeye sahip ve yönetici pozisyonunda çalışan kişiler için, bu yaptığımız ciddi bir risk. Ayrıca, bu kararı aldığımız dönem, doların 7 TL ye çıktığı çalkantılı dönemdi. Arkadaşlarımız ve ailelerimiz, her ne kadar bizi desteklese de endişeleri yüzlerinden okunuyordu 🙂

Ancak, işlerimizdeki deneyimimiz konusunda kendimize güveniyoruz, bu yaşayacağımız tecrübenin de bize katkısıyla, daha başarılı olabilecek seviyede geri döneceğimizi düşünüyoruz. Bakalım, zaman gösterecek 🙂

İş konusuna bu kadar odaklanmamız ne yazık ki sistemin bize dayatması. Bir kere dünyaya geliyoruz ve geçen zamanın geri dönüşü yok. Para ise her zaman kazanılır. Dünyayı gezmek veya herhangi başka bir tutku olabilir, insanın hayatta kendisi için de bir şeyler yapması, en az bir kez hayallerinin peşinden koşması lazım. Böyle bir şey düşünenlere tek tavsiyemiz “ertelememeleri”

Bu uzun yolculuğa çıkmaya nasıl karar verdiniz. nasıl bir hazırlık aşaması geçirdiniz rotanızı nasıl planladınız?

Daha önceki seyahatlerimizde, farklı ülkelerden gezginlerle tanışır ve çok uzun zamandır yollarda olmalarına imrenerek bakardık. Artık giderek, 1 haftalık, 2 haftalık tatiller yetersiz gelmeye başladı. Gitmek istediğimiz onlarca yer vardı ama o kadar zamanımız yoktu. Geçen yıl artık uzun bir seyahate çıkma fikrini iyice sesli konuşmaya başladık. Süre konusunda net bir fikrimiz yoktu ama haritayı açıp, hayallerini kurduğumuz yerleri işaretledikçe bu seyahatin 1 yıldan az olamayacağını gördük 🙂 

Avrupa’da gitmediğimiz yerleri her zaman görürüz düşüncesiyle, onu kenara ayırdık. Afrika, Asya, Okyanusya ve Orta Amerika’yı da mevsim, lokasyon ve vize durumlarına göre sıraya dizdik ve ana hatlarıyla bir yol haritası belirledik. Avustralya, Yeni Zelanda ve Amerika vizelerimizi de hala işlerimiz varken, istifa etmeden önce aldık. İlk uçak biletimizi de seyahate çıkmadan iki hafta önce aldık. Ana hatlarıyla bir haritamız olsa da kendimizi buna bağlı tutmuyoruz, her ülkeyi hatta her yeni şehri, bir önceki durağımızda planlıyoruz. 

Çanta toplama kısmı da bambaşka bir uğraşı. 1 yıl boyunca elinizde olacak tek şey bu çanta içindekiler, bu yüzden daha önceki sırt çantası ile yaptığımız yolculuklardaki deneyimimize ve internette yaptığımız araştırmalara göre bir liste çıkardık. 70 er litrelik sırt çantalarımıza da öncelik sırasına yerleştirdik, sığmayanları bıraktık 🙂 

Diğer bir önemli konu da sağlık. Öncelikle Karaköy’deki Seyahat Sağlığı Merkezi’inde gitmeyi planladığımız bölgelerdeki gerekli aşıları olduk. Neredeyse ellerindeki tüm aşıları olmuş olduk 🙂 Hatta bazılarını yapmıyorlardı, özel hastanelerde eksikleri tamamladık. Ek olarak, antibiyotik, ağrı kesici, soğuk algınlığı gibi ihtiyaç olabilecek genel ilaçlardan birer set aldık yanımıza. 

Ayrıca seyahat dışında dünyevi işlerimiz de vardı halledilmesi gereken. Evimizi kiraya verdik, eşyalarımızı depoya kaldırdık.

Daha önce sırt çantası ile seyahat deneyimimiz olduğu için hazırlık aşamalarını son 3 ayda ağır ağır yaptık. Hala son gün bile eksik gedik tamamlamaya uğraşıyorduk 🙂

Yolculuğunuzun bir bölümüne Karavanla seyahat fikri nasıl ortaya çıktı? Nasıl bir deneyim?

Karavan son dönemde ilgi duyup, ancak deneyimleme fırsatı bulamadığımız bir maceraydı. Avustralya ve Yeni Zelanda rotalarını araştırırken, karavan kültürünün bu ülkelerde çok yaygın olduğunu gördük ve yapılacaklar listemize ekledik 🙂 Ancak, bu ülkeler çok pahalı ülkeler ve şehirler arası mesafeler de özellikle Avustralya için inanılmaz uzak. Hem bütçemiz, hem de zamanımızı iyi ayarlamamız gerektiğinden, karavan ile seyahatin hemen her çeşidini araştırdık, karavanı satın alıp sonra satmayı bile düşündük 🙂 Bu sırada imdadımıza “Relocation” isimli sistem yetişti. Tek yön araç ve karavan kiralamaya yarayan bu sistem sayesinde çok uygun fiyatlı bir fırsatı Yeni Zelanda’da yakaladık. 

Yeni Zelanda inanılmaz doğal güzellikleri olan, karayolu ile ulaşımın başlı başına yapılması gereken bir aktivite olduğu bir ülke. Ayrıca kamp kültürü de çok gelişmiş olduğu için, yeterli seviyede iyi organize olmuş kamp alanları, karavanlar için ikmal ve boşaltma istasyonları bulunuyor. Yani karavanla gezmek için mükemmel bir ülke. Yakaladığımız uygun fiyatlı fırsat sayesinde, normalde ulaşamayacağımız 6 yataklı lüks bir karavanla ülkenin Güney Adası’nda 2000 km lik bir yol macerası yaşadık. Dünyayı gezdiğimiz için özgür olduğumuzu düşünürdük ama karavanla gezdiğimiz bu sürede özgürlüğün tanımı bizim için tamamen değişti. Dünya üzerinde yıldızları izleyebileceğiniz en iyi noktalardan olan Tekapo Gölü etrafı başta olmak üzere inanılmaz yerlerde gecelemek, mis gibi temiz havaya uyanmak, görüp de aşık olduğumuz bir manzaralarda durup, kamp sandalyelerimizi çıkarıp çayımızı kahvemizi içmek ve daha sayamayacağımız birçok güzel anı yaşattı bize. Türkiye’ye döndüğümüzde, ülkemizde de bu kültürü yaymak için çalışmak istiyoruz.

Normal yaşantınızda hobileriniz ve yaptığınız sporlar var mı? Bu hobilerinizin seyahatinize ne gibi katkıları oluyor?

Ben küçük yaşlardan beri basketbol oynuyorum ve sporun her çeşidini çok seviyorum. Didem de pilates insanı. Yani seyahat ve spor bizim için özel yere sahipler. Bu yüzden seyahat ederken sporu ihmal etmeyelim düşüncesiyle yola çıktık. Çantalarımızda egzersiz bantları ve mat taşıyoruz. Günlük 5 er 10 ar dakikalık egzersizler dışında, her 2 veya 3 günde bir 45’er dakika fitness yapmaya çalışıyoruz. Ek olarak, güzel koşu parkurları olan yerlerde konakladığımız zaman, sabah veya akşam üzeri koşuya çıkıyoruz. Kısıtlı imkanları olan hostellerde kaldığımız için bu bahsettiklerimiz hiç kolay olmuyor ama mümkün olduğunca bu disiplini korumaya özen gösteriyoruz. Bu düzenin seyahatimizde bize tabi ki katkıları oluyor. Şu ana kadar gördük ki, sırt çantasıyla dünyayı gezmek ve her birkaç günde bir şehir değiştirmek daha önce yaptığımız şeylere benzemiyor ve inanılmaz yorucu. Enerjimizi yüksek seviyede tutmazsak gezdiğimiz yerlerden keyif alamıyoruz. Bu yüzden sporun sağladığı zindelik gerçekten çok faydalı.

Belki gideceğiniz çok yer ve yaşayacağınız çokça hikaye olacak ama şimdiden sizi en etkileyen olay yada deneyim nedir?

Çok net olarak 2 şey söyleyebiliriz. İlk durağımız olan Sri Lanka’daki Ella’dan Nuwara Eliya’ya 3. sınıf kompartmanda yaptığımız tren yolculuğu ve Yeni Zelanda’da Tekapo bölgesindeki International Dark Sky Reserve’de (Uluslararası Karanlık Hava Rezervi) milyonlarca yıldızın altında kamp yapmak. Bu iki deneyimi sanırsak hiçbir zaman unutmayacağız.  



Bende bir gün bu yolculuğa çıkacağım diyen okuyucularımıza ve takipçilerimize söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Seyahat veya geride bırakacakları yaşam ile ilgili olan tüm endişelerini bir kenara bırakıp, gitmek istedikleri yerlere ve yaşamak istedikleri deneyimlere odaklansınlar. Bizim şu ana kadar hayatta tecrübe ettiğimiz bir şey var. O da, yapmadıklarımızdan pişman olduklarımızın sayısının, yapıp da pişman olduklarımızdan onlarca kat daha fazla olması. Yani söylemek istediğimiz hayallerinin peşinden koşsunlar. 

 

Teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir