Lviv Gezisi 3. Gün

Otelde yaptığımız kahvaltımızın ardından Lviv in alış-veriş merkezi olan Forum Lviv a gitmek üzere otelden çıktık. Farklı bir yol kullanmıştık ve bu sayede Lviv in farklı sokaklarını keşfetme olanağı bulduk. Yol kenarlarında küçük satıcılar ve sokak aralarında küçük dükkanlar vardı. Bu sokaklardan geçerek Forum Lviv e ulaştık.Tabii ki globalleşen dünyanın getirisi olarak gördüğümüz mağazalar yabancı değildi. Çoğu bizde de bulunan markalardı. Fakat fiyat olarak çok az bir miktar daha ucuz olduğunu fark ettik. Birkaç bişey alıp, çok vakit kaybetmeden çıktık.Yol üstünde bir gün önceden belirlediklerimizi almak üzere bit pazarına uğradık. Hiçbir şey almasak bile matruşka ve magnet alınmalı diye düşünerek alış-verişimizi yapıp oradan ayrıldık. Elimizdeki eşyaları bırakmak için otelimize kısa bir süre uğrayıp tekrar geri çıktık.






Koşar adımlarla araştırmalarımızın sonunda karar verdiğimiz Ukrayna mutfağını içeren aile restoranı olan Galushko ya gittik. Siparişlerimizi verdik. Ortam küçük, güzel ve sevimliydi. Her şey çok güzeldi ama gelin görün ki açlıktan midem sırtıma yapışmış gibi 1 saatlik bekleyiş bana 3 saat gibi geldi:) Neyse ki getirdikleri ekmekler imdadıma yetişip beni normale döndürdüler:) Şaka maka her şey çok güzel, gelen yemek ( hindi ve sığır etinden oluşuyordu) harika.

Burayı da tecrübe ettikten sonra kahve zamanı gelmişti. Kahve için kruvasanlarını denemek istediğimiz Lviv Croissants ı tercih ettik. Kahvelerinde bir numara yok ama kruvasanın tatlı, tuzlu her türlüsü var ve müthiş. Tuzlusu olur mu demeyin bildiğiniz gobit döner olsun:) Kruvasan sevmeyen ben bile bir kruvasan tutkunu oldum. Yarını iple çekiyorum kruvasancıya gitmek için:)


Artık karnımız doymuştu ve çarşı dışındaki sokaklarda saate bir kere bakmak, bir yere yetişmek derdi olmadan özgürce gezdik. Keşke hayat hep böyle olsa ve koşturmacalara sıkışıp kalmasak. Neyse konuyu dağıtmayalım. Bu sokaklar da ayrı bir güzelmiş. Belli bir uyum içinde yapılmış binaların olduğu yokuşlar, filmlerdeki gibi ağaçlı yollar… Bu yürüyüş bizi tazeledi ve daha fazla uzaklaşmadan yerimizi bulabilmek için telefonu çıkardık. Özgürlük buraya kadar ! gurbet elde kaybolma korkusuyla burada biter:) Sevdiklerimiz bizi bekler maceraya gerek yok:)
Sırada gizemli bir mekan vardı. Adresi, somewhere at Rynok Square. Adres gerçekten böyle veriyorlar. Gizem ilk olarak adresten başlıyor zaten. Ama ben bir iyilik yapayım adresi vereyim 🙂 Old town da numara 14 de Kryyivka gibi bir ismi var.

İsimleri tam söyleyemiyorum çünkü kullandıkları harfler çok farklı ve anlaşılmıyor. Kryyivka nın kapısında tabela bile yok. Kapıyı tıklatıyorsunuz ve bir asker çıkıyor. Asker, şifreyi soruyor ve girmek için şifre şart: Slava Ukraine! Bunu söyledikten sonra asker likör doldurup veriyor. Korkmayın likörde zehir yok, biz ölmedik yani:) Fakat herkesin içtiği bardak olabilir, buna olayın heyecanıyla o an uyanamadık:) İçerisi savaşı hatırlatır şekilde dekore edilmiş, genelde domuz yemekleri var. Biz geleneksel çorbası olan borsh çorbasını tercih ettik. Borsh çorbası domates çorbasını andırıyor. Burada konsept çok farklı. Çorba , savaşta askerlerin kullandığı kaselerle , yemekler baltalı tabaklarla geliyor, garsonlar ara sıra silah sesi yapıp yüreğinizi hoplatıyorlar. Ben çorbamı test etmek için istediğimden , çoğu kaldı ve beğenmedim diye topuğuma sıkarlar mı diye düşünmedim değil yani:) sonrasında müzik başladı. Müzik Ukrayna’nın milli şarkılarından oluşuyordu. Müzisyenler geleneksel kıyafetlerle, oda oda gezerek çalıyorlardı. Bir an onlar diğer bölmede müzik yaparken siz asker olarak savaşta olduğunuzun hikayesini çoktan yazdığınızın farkına varıyorsunuz. Savaş anlamsız ve insanoğlu bu anlamsız acıları neden çekmiş ve neden çekiyor anlaşılması mümkün değil! Hayat o kadar kısa ki yaşamak için vakit kaybetmemek gerek.oradan ayrılırken güzel ve anlamlı dekorlarını fotoğraflıyoruz.
Sokakları adım adım tekrar geziyoruz . Her mekanı keşfetmeye çalışıyoruz ve vişne likörü ile romantik pembe dekora sahip küçücük iki masa sığabilen bir yer gözümüze çarpıyor. İnsanlar likörlerini alıp dışarıda soğukta takılıyorlar. Drunken Cherry de takılıyoruz biraz.

İnsanlar mutlu ve kahkaha dolu:) keyif veriyorlar. Mekan belediye binasının karşısına düşüyor. Zaten en çok belediye binası çevresinde hareketlilik ve mekanlar. Drunken Cherry de takılırken köşedeki heykel hareket ediyor:) Çok sempatik bir amca kendine gelir kaynağı yaratmış meğer:) Onu izlerken yanımıza genç bir çocuk yaklaşıyor. Bizden 3 kelime istiyor ve bununla ilgili bize şiir yazıyor şairimiz:) gerçekten para kazanma yolları konusunda yaratıcı buradakiler. Şiirimizi alıp sokaklara dalıyoruz tekrar. Köşedeki sempatik heykele el sallayıp geçiyoruz:)
Drunken Duck ı görüyoruz ve ismi hoşumuza gittiği için giriyoruz:) İyi ki de girmişiz güler yüzlü , hoşsohbet gençlerle sohbet etme imkanı buluyoruz bu sayede:) Oradan da ayrılıyoruz.

Sokaklarda gençler müzik yapıyorlar oturuyorlar eksi bilmem kaçlarda 🙂
Karnımız çok acıkıyor ve pizza yemek istiyoruz. Gece 00:00 den sonra açık yer bulmak zor burada hele pizzacı 🙂 Da vinci restoran 24 saat açıkmış. Orada pizzalarımızı yiyoruz ve çok beğeniyoruz. Nım nım nım yarınki menümüz pizza olsun diyerek oradan çıkıp otelimize gidiyoruz. Dinlenme vakti…

Devamı Lviv Gezisi 4. Gün yazımızda


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir